18 Mayıs 2020 Pazartesi

Her Adımda Yönerge ve Önlemle Dolu Bir Yaşam: Almayayım.

Spor salonuna girerken on tane talimat, AVM’ye giderken yirmi tane talimat, dışarıda herkesin ayaklı uyarı levhalarına dönüşmesi, denize gireceksin, herkes birbirinden dört metre uzak dursun, lokantaya gideceksin, etrafın muşambayla sarılmış, nereye gitsen ağzında maske, güneşte çok yürüyünce, D vitamini alayım demiştim biraz, yüzümün yukarısı kararmış, aşağısı daha beyaz, tatile gideceksin elli tane talimat, otobüse bineceksin fiyat iki katı, uçaklar keza öyle vs.

Bunca talimatla yaşayacağıma hiç gitmem tatile. Binmem otobüse. Başka şehirlere gitmek zorunda kalmadıkça, ki zaten zorunda kaldığımı hatırlamıyorum, gitmem daha iyi. O etrafı muşamba ile sarılı, çadır gibi duran masalarda yemek yiyeceğime evde yerim. Denize, efendi gibi tek başıma, ücra bir yerde girer, spor salonunda spor yapacağıma dağda bayırda koşup şınav çekerim. AVM’ye en son geçen yaz, o da Polonya’da gezerken ayaküstü bir şeyler yemek için gitmiştim. Zaten hayatımda bir yerleri yoktu AVM'lerin, ama bu kadar talimat varken hayatta gitmem artık. 

Sırf insan kalabalığı içerisine gireceğim diye sürekli maskeyle gezeceğime, tek başıma, kimselerin olmadığı yerlerde ve saatlerde maskesiz yürürüm. “Yapma!”, “etme!”, “elleme!”, onu yapma, bunu etme, şöyle yap, böyle yap, öyle yapma... Bir şeyleri yapacağım diye yetmiş iki tane yönergeye uyacağıma, o şeyleri hiç yapmam, daha iyi.

Ek: "Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak", "yeni normale alışın" deniyor. Valla yeni normaller meraklısı kimse onun olsun, ben istemem. Zorunda olduğum için yaptığım şeylerde talimata uyarım. Kalabalıkta maske takmak ve satın almayacağın ürünü ellememek gibi. Ama deniz-kum-güneş-müze tatili yapacağım diye elli tane yönergeye uymam gerekecekse istemem tatil matil. Kabul etmiyorum onu. Süpermarkete girmek gibi zaruri bir şey de değil zaten.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme